"Devlet sanki günah işlediği zaman kendisini teşhir etmek üzere birini görevlendirecek düzeyde pişman, ama günah işlemekten bir an bile vazgeçmeyecek derecede pişkindir."
-Sen ne olacaksın büyüyünce?
-Ben mi? dedi.
Gözlerini gözüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık.
-Ben, dedi, boyacı olacağım.
-Ne boyacısı?
-Kundura boyacısı.
-Neden kundura boyacısı?
-Ya ne olayım?
-Doktor ol, dedim.
-Olmam, dedi.
-Neden?
-Olmaz işte.
-Neden ama?
-Doktoru sevmem ki.
-Olur mu ya? Bak, dedim. Doktor sevilmez olur
mu?
-Tabii sevmem, dedi. Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmi beşlikleri ona verdik. Sonra çeyrekler kaldı. Onlarla da reçeteyi yaptırdık. O da zorlan.
"... İdam sehpası yargıçla marangozun birlikte meydana getirdikleri bir çeşit canavardır, verdiği ölümlerin toplamından yapılma korkunç bir hayat yaşayan bir hayalettir sanki."