Egmn

Egmn
İyilik İyidir…
Lisans
227 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·222 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 09:18
Üç evlat, üç genç, üç fidan…. İncelemeye başlamadan evvel şunu belirtmek istiyorum. Siyasi görüş olarak değil vatanseverlik ve insanlık olarak değerlendirmek gerekir bu olayı. Ve bazı yorumlar
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·57 syf.··
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 09:05
Bu kitap bana insanın aslında ne kadar yalnız kaldığını yeniden hatırlattı. Kalabalıkların içinde, ekranların arkasında, sürekli konuşan ama birbirine gerçekten dokunamayan insanlara dönüşmüşüz. Tabi teknolojinin geldiği nokta ve bağımlılık seviyesini de unutmamak lazım. Wilhelm Schmid, dokunmanın yalnızca fiziksel bir temas olmadığını; anlaşılmak, hissedilmek ve bir başkasının yanında gerçekten var olabilmek anlamına geldiğini çok sade ama derin bir şekilde anlatıyor. İnsan bazen güçlü olmaktan yoruluyor. Bir cümleye, bir omza, içten bir sarılmaya ihtiyaç duyuyor. Çünkü bazı yaraları ne zaman iyileştiriyor ne de mantık… İnsanı ancak başka bir insanın sıcaklığı toparlayabiliyor. Schmid’in dili sakin ama etkisi ağır. Sayfalar ilerledikçe kendi yalnızlığımla, eksik bıraktığım temaslarla ve sustuğum duygularla yüzleştim. Bu kitap bana, bir insanın hayatındaki en büyük eksikliğin çoğu zaman sevgisizlik değil; hissedememek olduğunu düşündürdü. Altı çizilecek çok fazla cümle vardı ama kitabın bende bıraktığı asıl şey şu oldu: İnsan bazen sadece biri tarafından gerçekten hissedilmek istiyor. Keyifli okumalar..
Dokunmanın Gücü ÜzerineWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 20201,104 okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 09:28
İnsan olmak sandığımız kadar “doğal” bir hâl değilmiş; bu kitap bana bunu düşündürdü. Anlatılan şeyler uzak bir teoriden ibaret değil, bizzat hayatın içinde geçen gerçeklerdi. Bu kitapta en çok hoşuma gitmeyen şey, kendime söylediğim yalanları fark etmek oldu. Meğer ben de birçok insan gibi, toplumun bana biçtiği rolleri “kendim” sanarak yaşamışım. Sevilmek için, kabul görmek için, hatta bazen sadece yalnız kalmamak için kendimden ne kadar vazgeçtiğimi görmek can sıkıcı oldu. Engin Geçtan’ın yaptığı şey bir yol göstermekten çok, insanı kendi içinin karanlığıyla baş başa bırakmak. Bu yüzden kitap rahatlatmıyor; aksine huzursuz ediyor. Ama belki de tam olarak bu yüzden değerli. Çünkü insanı değiştiren şey çoğu zaman huzur değil, o huzursuzlukla yüzleşebilme cesareti. Kitap boyunca şunu fark ettim: Biz çoğu zaman hayatı yaşamıyoruz, sadece rol yapıyoruz. “İyi insan”, “güçlü insan”, “uyumlu insan” gibi etiketlerin arkasına saklanıp, kendi gerçeğimizden kaçıyoruz. Ve bu kaçış o kadar alışkanlık hâline geliyor ki, bir süre sonra kim olduğumuzu gerçekten bilmiyoruz. En çarpıcı tarafı ise şu oldu: İnsan, en çok kendinden kaçıyor. Ve ne kadar kaçarsa kaçsın, bir gün mutlaka kendine yakalanıyor. Bu kitap herkes için değil. Kendini sorgulamak istemeyen, konfor alanını korumak isteyen biri için fazla sert, fazla gerçek. Ama eğer insan gerçekten kendini anlamak istiyorsa, bu kitap kaçınılmaz bir yüzleşme. Sanırım bazı kitaplar iyileştirmez… önce biraz kırar. Keyifli okumalar..
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 09:24
(İlk söz olarak iş yerimdeki sıkıntılar sebebiyle kitabı biraz bölük/pörçük okudum ama yinede inceleme yazmak istedim. Çünkü yakın tarihimizi anımsatan etkileyici olaylar ve kurgular bolca mevcut.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,8bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 08:48
Bu kitap beni bir çocuğun sessiz çığlığına, bir annenin korkuyla verdiği yanlış kararlara ve bir ailenin içten içe çöküşüne tanık etti. Alaska’nın soğuğu aslında kitabın en masum tarafıydı. Asıl üşüten şey; sevgisiz büyüyen çocukluklar, korkuyla kararan evler ve “baba” kelimesinin gölgesinde kalan hayatlar oldu. Leni’nin büyümesini izlerken anladım ki; bazı çocuklar oyuncaklarla değil, suskunlukla büyüyor. Bazı evler yuva değildir, sadece kaçacak başka yeri olmayan insanların mecburi olarak sığınacakları bir limandı. Bu kitap bana şunu öğretti: Sevgi her zaman iyileştirmez. Bazen yanlış yerdeki sevgi, insanı hayatta tutmak yerine yavaş yavaş tüketir. Eser, hayatta kalmayı anlatan bir roman gibi görünse de aslında kendi hayatını seçebilme cesaretinin hikâyesi. Bir kız çocuğunun “kurtarılmayı beklemekten vazgeçip kendini kurtarmayı öğrenme” yolculuğu… Bazen insanı kurtaran şey birine tutunmak değil, kendine yürümeyi öğretmektir. Bazı cümleler insanın canını acıtacak derecede doğruydu. Sessiz kalan çocuklara, Korkuyla sevilen kadınlara, “Aile” kelimesinin ardındaki yaraları bilen herkese çok tanıdık gelecek. Keyifli okumalar dilerim.
Büyük YalnızlıkKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2019923 okunma
Reklam