Bu kitap bana insanın aslında ne kadar yalnız kaldığını yeniden hatırlattı. Kalabalıkların içinde, ekranların arkasında, sürekli konuşan ama birbirine gerçekten dokunamayan insanlara dönüşmüşüz. Tabi teknolojinin geldiği nokta ve bağımlılık seviyesini de unutmamak lazım. Wilhelm Schmid, dokunmanın yalnızca fiziksel bir temas olmadığını; anlaşılmak, hissedilmek ve bir başkasının yanında gerçekten var olabilmek anlamına geldiğini çok sade ama derin bir şekilde anlatıyor.
İnsan bazen güçlü olmaktan yoruluyor. Bir cümleye, bir omza, içten bir sarılmaya ihtiyaç duyuyor. Çünkü bazı yaraları ne zaman iyileştiriyor ne de mantık… İnsanı ancak başka bir insanın sıcaklığı toparlayabiliyor.
Schmid’in dili sakin ama etkisi ağır. Sayfalar ilerledikçe kendi yalnızlığımla, eksik bıraktığım temaslarla ve sustuğum duygularla yüzleştim. Bu kitap bana, bir insanın hayatındaki en büyük eksikliğin çoğu zaman sevgisizlik değil; hissedememek olduğunu düşündürdü.
Altı çizilecek çok fazla cümle vardı ama kitabın bende bıraktığı asıl şey şu oldu: İnsan bazen sadece biri tarafından gerçekten hissedilmek istiyor.
Keyifli okumalar..