Birini kaybettikten sonra, o kişiye karşı içinizde büyümüş bir ağacı fark etmek en fena körlüktü. Çünkü her gün o ağaca bakmak zorunda kalmak da zordu, ağacı görmek zorunda olmamak için onu kökünden sökmek de.
Ayrılıklar hep zor olmuştur elbette, yine de Zaina'nın Aldine vardığında daha güvende olacağını bildiğim için bana kendimi o kadar da kötü hissettirmedi.
İnsanların bitmeyen savaşları, bitmeyen anlaşmaları ve bitmeyen nefretleri tarih kitaplan bölümüne her geçen gün yeni bir kitap daha eklenmesine sebep oluyordu. Sürekli insanların içinde yazma ihtiyacı doğuracak olaylar yaşanıyordu. Sürekli herkesi ilgilendiren gelişmeler oluyordu, geleceğe anlatmamız gereken türden gelişmeler.
“Sanatçı ruhlu kişiler diğerlerinden farklı düşünce yapılarına, farklı yaşam tarzlarına sahip oldukları ve dünyayı farklı algıladıkları söylenir ama bence bu saçmalık. Zaten her birimiz dünyayı farklı algılıyoruz. Kimse özel biri olarak doğmuyor ve sanatçı ruhlu olmak diye bir şey yok, isteyen herkes sanatçı olabilir ama elbette bir şey için uğraşmazsan ve fedakârlıklarda bulunmazsan o şeyi elde edemezsin.”