Alnımıza yazılan yazı uyarınca her parçası evrenin
eşleşiyor diğer parçasıyla.
Akıllara göre gök erkektir, yer kadın: yer besler,
büyütür göğün attıklarını.
Yer sıcaklığını yitirince, gök ısıtır onu, tazeliğini
ve nemini yitirince, gök yemler onu.
Gök, karısına yiyecek aramaya çıkan bir koca gibi
dolanır durur
Ve yer ev kadınlığıyla uğraşır: çocuklara göz kulak olur ve onları beslemeyi üstlenir.
Göğe ve yere akıllı varlıklarmış gibi bakın, zira
onlar akıllı varlıkların yaptıklarını yapıyorlar.
Bu iki şey birbirlerinden zevk almıyorlarsa eğer ne diye sevgililer gibi sarmaş dolaş duruyorlar?
Nasıl açar yer olmadan çiçekler, bahar dalları?
Göğün suyu ısısı ne üretecekti o zaman?
Nasıl Tanrı erkeğin ve kadının içine, birlikleriyle
dünyayı yok olmaktan koruyacak isteği vermişse,
her varlık parçasına da, diğer parçaya karşı istek
aşıladı.
Gündüz ve gece düşman görülürler dıştan, oysa
aynı amaca hizmet ederler Her biri ortak işlerini tamamlamak için
birbirlerini sevmektedirler.
Gece olmazsa, insanoğlunun bedeni hiçbir kazanç
elde etmez, gündüz harcayacak hiç bir şeyi olmaz
elinde.
'RUMİ'
Sevginin yıldırımı düştü mü bir yüreğe, bil ki sevgi
baş verir o yürekte,
Yüreğinde büyümeye başladı mı tanrı sevgisi, hiç
kuşku yok ki sevmeye başlamıştır tanrı seni..
Öbür el olmadan ses çıkmaz tek elden.
Tanrısal bilgelik kaderdir ve tanrının hükmü
birbirimizin sevgilisi kılmıştır bizi.