Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaratıcılık sanatı devreye girmeden önce, zihindeki erkeksi ve kadınsı yakalar arasında bir işbirliği olması şarttır. Bir başka deyişle karşıtlar arasındaki evlilik akdinin yerine getirilmiş olması gerekir. Yazarın deneyimlerini bize eksiksiz olarak aktardığı hissini verebilmesi için zihnin ardına kadar açık olması gerekir orada hem özgürlük hem de huzur olmalıdır...
Bir yazarın, cinsiyetini düşünerek yazması onun için öldürücüdür....
Bir kişinin su katılmamış bir şekilde sadece erkek veya kadın olması öldürücüdür; kişinin erkeksi kadın ya da kadınsı erkek olması gerekir. Bir kadının bir kadın ağzıyla küçücük bir şikayette bulunması, haklı da olsa davasını bir kadın gibi savunması ve bir kadın bilinciyle konuşması öldürücüdür. Ve "öldürücü" sözcüğünü burada mecazi anlamda kullanmıyorum, çünkü böylesi bilinçli bir ön yargı ile yazılan her şey ölüme mahkumdur.
Coleridge, Üstün zihinli kişiler çift cinsiyetlidir derken, kadınlara karşı özel sempatisi olan, onların davasını destekleyen ya da onları yorumlamaya adanmış zihinleri kastetmemişti hiç kuşkusuz. Çift cinsiyetli bir zihin, belki de bu ayrımları yapmak için tek cinsiyetli zihin kadar ehil değildir. Belki de onun demek istediği, çift cinsiyetli zihnin daha etkin titreşimli ve daha geçirgen olması, duyguları hiçbir engel tanımadan aktarabilmesi, doğal bir yaratıcılığa sahip, göz kamaştırıcı ve bölünmemiş olmasıydı.