... geçmiş dediğin hiç geçmez Ela! Eski parşömenler gibi, mürekkebi kazıyıp yeniden yazı yazsan bile eski yazının izleri hep görülür, asla tamamen kapanmaz.
"Ben zaten bir sürü on yıl yaşamak istemiyorum. Hemen ölmek istiyorum. Yaz bitsin, kış gelsin, yatalım, kalkalım, ölelim." "O nası laf! Ölmek neymiş? Bu yașta ölüm değil oyun düşünülür, ne bileyim, horoz şekeri düşünülür, uçurtma, topaç... bir daha duyarsam ağzına biber sürerim a! Hayat ne güzel dediğin anları düşün, ah çocuğum insan bazen tek bir an için bile yaşar."
Yani amca konuşmayı sevdiği için sorardım bu soruyu. Üstelik güzel anlatırdı, çoğunu uydurduğunu da anlardım ama olsun güzel uyduruyordu. Ayrıca birinin benim için güzel hikâyeler uydurması muhteşemdi.