Sadık Hidayet'in kör baykuşu ölüme giden bir adamın bu serüvenini anlatır. Yani en azından benim için Kör Baykuş romanı bunları ifade ediyor. Fakat ölüme giden ana karakterimizin yaşadıkları bize ne düz bir zaman çizgisinde ne de sabit bir mekanda verilir. Mekanın, karakterlerin, zamanın birbirine girdiği ve çoğu zaman birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı iki düzlem üzerine kurulan romanımız benzer duyguları hisseden iki -belki de aynı- ana karakterin sanrılarını, sızlanmalarını ve hayallerini anlatır. Hikayesinde benim anlamadığım mitolojik ve kültürel ögelere de yer veren Sadık Hidayet'in kitabını okumak çok zor olmasa da anlamak biraz güçtür. Yine de modern edebiyatın İran'daki önemli temsilcilerinden biridir. Bu yüzden kitabı modern edebiyat severlere öneririm. Böyle daha önce çok kitap okumadıysanız başlamak için en iyi kitap olmayabilir.
BU KISIM SPOILER İÇERİR!!
Kitapla ilgili değinmek istediğim bir başka husus da kitabın her yerinde gördüğümüz servi ağacı dibinde oturan yaşlı bir adama genç bir kızın çiçek uzatmasıdır. Burada genç kızın yaşamı temsil ettiğini ve yaşlı adamın da ölümü temsil ettiğini düşünürsek - ki aynı zamanda kadının çocuk doğurması bakımından yaşamı temsil ettiğini unutmamak gerekir- uzatılan çiçek de bir insanın hayatı olabilir. Doğumdan ölüme giden yolun simgesi, yaşam. Aynı zamanda, bir akıntının yanından ya da üzerinden geçmek yeni bir hayata geçiş ya da boyut değiştirme gibi manalara sahip olabilir.
Son olarak, kitapla ilgili söylenecek daha bir sürü şey var fakat bu günlük zamanım bu kadar. Belki bir gün bir yeniden okumayla daha derine inebilirim.