Sukûnet profil resmi
*
19 Temmuz 1907
900 okur puanı
22 Mar 2018 tarihinde katıldı.
  • Sukûnet paylaştı.
    Kalbimi bir bedende toplayan Yârim
    Ömrümü dar ağacına düşüren,
    Zalim/i ettiğin aklıma muhtaç bırakan,
    Can damarıma "Elif" asacak Sevda
    Bıraktığın acı ile "vav" bahsi sunan
    Bana içimdeki aşkı göm Yârim
    Muhammed nasıl yalvardıysa,
    Hayrını sineme dik Yârim.
    Hikmetinden bir damla, çok mu Cânım..
    Bir çift kanadına muhacim

    K a d i m c e ♡.
  • -Hüsnü
    -Efendim abi
    -Endulüs'ü bilir misin?
    -Duymuştum abi, neden abi?
    -Okuduğum bir kitapta şöyle diyordu Hüsnü
    Kısaca: "Yahudilere 'Hristiyan' olmaları, olmayanları katlettiklerini, Müslümanlarında bu topraklardan gitmelerini istediler. Lakin; gemilere bindirilen insanlar, ya deniz aciklarinda hunharca katledildi ya da denize atildilar . Bazilarını da kıyılar da köle olarak sattılar. (Ellerinde ki hic bir maddi ihtiyacı da yanlarına aldırmadılar) O zamanın Müslumanları, Yahudi, Müsluman demeden ve ayırt etmeden Endülüs'ten kurtarmışlardı.
    - Yani abi?
    - Maalesef bugün (sözüm ona İsrail Yahudileri -- özellikle siyasi kanat- ) Filistin' de ki emanetlerimize bizim gösterdiğimiz merhametin bin'de birini gostermediler, göstermeyecekler de...
    -Peki abi
  • Bireye göre değişiyor
    Bazıları altısında, bazıları altmışına varmadan...
    Bazen de bazılarına armağan ediliyor sanki.

    "Bir asır oldu" diyor ölüm döşeyinde, "yine de senden vaz gecmedim sultanım." (Gülümsüyor) ve devam ediyor. "Hakkını helal et emi sultanım, senden sonra ölmek istemezdim" (gözde yaş, dudakta buruk ama mutlu bir gülümseme).

    Bunun gibidir yaşlar da.
    "Çocukluk içimizde... ne kadar taşirsak o kadar yaşarlar."
  • Sanki bir mezar varmış.
    Sarıldığı şu mavi denizin,
    Deniz iskelesinin üzerindeyim.
    Anlamsız geliyor artık, varlığım…
    Hiç gibiyim.

    Bir yudum çay itiyorum boğazımdan içeriye
    Bardak mı soğuk ?
    Benim mi ateşim var ?
    Bilemiyorum
    Yalnızım biliyorum.
    Çay bana sen kadar soğuk.
    Ben sana güneşin ısıtabildiği kadar sıcak
    Ya da; ay çok erkenci

    Deniz yine maviden bir bahar
    Ama dalgası kocaman bir kış.
    Mudanya da bu gün sonbahar
    Mevsimler şaşırmış olmalı
    Baharın ilk ay’ı
    Benim bedenimin ruhumdan ayrılık ay’ı
    Ya hiç gelmezse ?
    Gelir miyim kendime..!.
    Ay’lardan Kasım gibi…
    Sensizim
    (..)

    Deniz mavisi ;
    Üzerinde yürüdüğüm su
    Ayaklarım çıplak
    Yürüyorum ama…
    Nereye?
    Koca bir derya..
    Şimdi ayağımda bir diken…
    Derya da nedir diken!
    Topuğuma elimi sürüyorum..
    Mavi bir su..
    Şaşakalmışım
    Uyanıyorum, yanımda yine yoksun…
    Dünü hatırlıyorum.
    Balkondan bakıyorum
    Afallamış bir geyik gibi
    Yıldız da yok

    Sonra bir deniz mavisi
    Gün hâlâ ağarmamış
    Gönlüm yine gecede
    Sen yine ..?..
    Biliyorum ki yoksun
    Deniz maviyi dibe bırakıyor
    Renk solmuş
    Yağmur mu ?
    Havada bulutlar yok
    Yalnızlık mı ?
    Saçıma düşen neydi ?

    Hava da minik bir mavi
    Şekli kelebek
    Dokusu ürkek kuş..
    Saç telimde bir yağmur..
    Parmağına değer yağmuru emdin mi ?
    Ah! Ne nahoş.
    Birazdan, tadım dilime gelecek..
    Dudağımın kenarında
    Yanağım da bir boşluk
    Kaşındıran yağmur teni
    Ve benim sende ki özlemim
    Mavi pembeden aldı akşamı
    Yoksun
    -Senin gelemeyişlerini seviyorum-
    Sana sevgimi hatırlatıyor.

    Deniz mavisi bir pembe
    Aklım özgürlüğümü elimden almış
    Denizde bir parıltı..
    Sanmıştım ki sen!
    Yanılmış mıyım ?
    Topuğum da bir su
    Ayağım denize değmiş
    Soğuk!.. Ürperdim…
    Elimi sürdüm,
    Kuru
    Hayallerim ıslanmış,
    Sana getiren ayaklarım,
    Tuz bağlamış meğer
    Ümitler toprağa dikilen gül gibi
    Meğer
    Meğer kurumuş..

    Maviden geçtim
    Deniz şimdiler de kara
    Kapkara,
    Taşa vuran beyaz düşler..
    Köpürmüş meğer deniz
    Denize düşen umutlar
    Saniyeler içerisinde gelip kaybolan yüzün nerede?
    Bir masum ceket kaldı üzerimde
    Sen gibi ısıtamadı, baharda,
    Baharım, yokluğunda, düşüş.
    Bugün gönlüm rüküş.

    Mavi, pembe, turuncu…
    Her biri uçtu gitti..
    İçimde koca bir sevda
    Şimdi ki gök gibi..
    Akşamdan kara
    Bahtım kara
    Bahtsızım…
    Hatırlat bir ara.
    Yağmur geçişleri dindi.
    Belki de öyle belledim ömrü
    Ne vardıysa, bir kara hüzün.
    Şimdiler de bir balkon tepesinde
    Garip tad’lı bir kahve.
    Belli ki karşımda yoksun yine,
    Ay görünmüyor…
    Belli ki; saklanmış senin gibi..
    Bilmediğim bir yerde.
    Garsonlar gamsız,
    Sormadılar kaç şeker yeter..
    Ruhsuz birkaç gömlek,
    Telaşla topluyorlar sandalyeleri
    Garipseyen bir adam,
    Kasa da avuçlarını okşuyor..
    Ben de metelik yok,
    Atlasam ?
    Yürek yok.
    O kadar yüksek ki ?
    Balkon yerden iki karış,
    Korkuyorum.!!.
    Ya sakat kalırsa yüreğim ?
    Ya seni düşürürsem ?
    Ya ölürsem,
    Ve sen gelirsen, ben yokum.?!

    Limana sokulan bir gemi!
    Sanki içime sokuluyor dümeni
    Ayaklarım koşturuyor,
    Gör beni gör!
    Nasıl koşturuyor,
    Papuçlarım yırtık, utanıyorum.
    Yavaşlıyor… duruyor.. susuyorum.
    Çölün serabı, denizin meramı çekilmezmiş
    Dizlerimin üzerine çöküyorum
    Yan yana iki ayak sesi
    Biri sağım da
    Diğeri de sağımda!
    Solum boş…
    “Sarhoş” diyerek güldü geçtiler..
    Kaç sarhoş ağlar ki ?

    Ellerim cebimde,
    Bir virane kuytuda şimdi bedenim,
    Ruhum cezp etmiyor hayatı.
    Hayat; kelepçeli, prangalı deniz.


    -Yine sen geldin aklıma-
    Uyanıp düş kurdum,
    Kabusun çok ağır, bilme!
    Yanaklarımda bir ateş
    Yorganım da senin yüzün,
    Islatsam da yüzünü…
    Olsun, benimde ıslandı, ölmezsin ya…
    Derinlerden bir ateş..
    Heyhat;
    Düşler bile bitiyor, kabuslar ne zor,
    Ayağı kırılan at gibiyim şimdi,
    Kafama sıksalar üzülmem,
    Başka yol yok, bitti,
    Kaderim.. kederim.. hüsranım.

    Şimdi bana, sabah ki maviyi anlat;
    Ben göremem belki
    Sen mezarıma gel anlat…
  • Sukûnet paylaştı.
    Bana şarkı söyle
    Bahar koksun sarmaşık hanımeli gibi
    Uzun gurbet yollarında
    Yağmuru alıp arkama
    İğdeler arasında uçmalıyım
    Çekirdeklerinden tesbih yaptığım
    Bahar kokulu bir şarkı.
    Güneşli günler
    Dağların altından yükselsin
    Adım adım ayak izleri
    Çiçeklenmeye dursun dallar
    Sesinde görmeliyim
    Sıra sıra kayısı ağaçlarını
    Çağla tadının ağzımdan gitmediği
    Bir şarkı söyle bana
    Çocukluğum koksun.

    (Kadir Sefa)
*
19 Temmuz 1907
900 okur puanı
22 Mar 2018 tarihinde katıldı.
2019
7/90
8%
7 kitap
717 sayfa
6 inceleme
220 alıntı
3 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 2976. sırada.

Okuduğu kitaplar 71 kitap

  • Vatan Yahut Silistre
  • Coğrafi Keşifler Tarihi
  • Cemile
  • Kalbim Unut Bu Şiiri
  • Kapan
  • Perili Ev - The Haunted Hause
  • Üstü Kalsın
  • Fahrenheit 451
  • Olağanüstü Bir Gece
  • Sherlock Holmes - Görünen Gerçeklerin Ötesinde