"Albay Aureliano Buendia, erişilmez gücün yalnızlığına battı ve ne yaptığını bilmemeye başladı. Komşu köylerde kendisini çoşkun gösterilerle karşılayanlardan rahatsız oluyor, köylülerin düşman tarafa da aynı gösterilerde bulunduğundan kuşkulanıyordu. Nereye gitse kendisine kendi gözleriyle bakan, kendi sesiyle konuşan, kendisinin onlara duyduğu güvensizliği ona duyan ve oğlu olduğunu söyleyen bir yığın delikanlı çıkıyordu karşısına. Aureliano kendisini oraya buraya dağılmış, çoğalmış buluyor, büsbütün bir yalnızlığa gömülüyordu. Kendi subaylarının bile yalan söylediğine inanır oldu. (...) İnsanın en iyi dostu, ölmüş olan dostudur," diyordu.