Doğrusu, hepimiz her halimizle 'kanatlar arasında' yaşıyoruz. Her birimiz gönlümüzde bir kuş saklıyor ve büyütüyoruz. Yeryüzündeki serüvenimizi 'gönül kuşu' nun uğradığı tuzaklarla anlatıyor şairler.
Edebiyat, hayallerine sadakatini yitirmemiş ve inanmış insanların uğraşıdır. Hayallerimizi yitirmek istemiyorsak, safları sıkılaştırmak zorundayız. Okur ve yazar, yani o 'üç-beş kişi' birbirinin soluğunu hissedebilmeli.
Yalnız değiliz!
Dünyanın en uzak köşelerinde dahi
bizim gibi düşünen, Batı medeniyetine eleştirel bir gözle bakan, bilimi ve teknolojiyi iman edilecek putlar gibi görmeyen, dünyanın ve barışın üzerine titreyen insanlar var.
Kelimelere inanan kişiler vâr var olmasına ama onların nefesleri buz tutmuş ruhları ısıtmaya yetmiyor. Katı olan her şeyin buharlaştığı, paraya dönüştürülemeyen şeylerin sahiciliğini yitirdiği tuhaf bir zamanda yaşıyoruz...