Artık hiçbirşey hissetmiyor, hiçbir şey bilmiyor, hiçbir şey düşünmüyordu, en fazla hayal kuruyordu. Şimdiye kadar hiçbir canlı varlık hiçliğe bu kadar gömülmemişti.
"İşte insanlar böyle, bir salonda ayakkabılarınız hariç her yanınız çamur kaplı olabilir. İyi bir şekilde ağırlanmak için sizden kusursuz tek bir şey istenir, vicdan mı? Hayır, çizmeler."
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi:
Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü süratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?