İnsanın, dinde haram olan ve sakıncalı görülen davranışlardan kaçınmasını ve kulluk görevlerini yerine getirmesini sağlayacak miktarda korku taşıması farzdır.
Bazı insanlar zerrede boğulurlar. Bazısında da dünya boğulur. Bazılar da, kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir âlemini açar, fakat içinde boğulur. Sahil-i vahdet ve tevhide zorla vâsıl olur.
İnsanın gönlü bir gemi gibidir. Servet, para pul, mevki makam ve dünyadaki her şey de deniz gibidir. İnsanın gönlü bu denizin üstünde gezebilir.
Bir müslüman mevki sahibi olabilir, para sahibi olabilir; gönlü derya gibi imkânların içinde yüzebilir. Ama geminin içine su girmemesi lazım.
Gönlünün içine dünyalık sevgisi girmemesi lazım.
Güya kâinat, gül çiçeğinin yaprakları ve mısır sünbülünün gömlekleri gibi birbiri içinde sarılı, yüzbinler ayrı ayrı, çeşit çeşit sofralardır ki; o sofralar adedince ve onlardaki taamlar ve nimetler mikdarınca diller ile ve ayrı ayrı, küllî ve cüz'î lisanlar ile bir Rahman-ı Rezzak'ı, bir Rahîm-i Kerim'i bütün bütün kör olmayana gösterir.