İnsan kendini aklamanın bir yolunu her zaman bulur. Yoksa kendi bile kendiyle yaşamaya tahammül edemez. O yüzden vicdan güvenilir bir kaynak değildir ya zaten.
Hepsi tarafından yanlış anlaşılmak onun için tarifsiz bir ferahlık olsa gerek. O kadar övündükleri, birbirini gizli gizli cesaretlendirip gösterdikleri sevginin kendisiyle ilişiği bulunmadığını günden güne daha iyi anlıyordu. Sevgilerinin hedefi ne kadar az kendisiydi.
Anlaşılmamak susmaktan mı kaynaklanır? Sahi, konuştuğumuz şey anlaşılmıyor değildir çünkü o yanlış anlaşılmanın ürünüdür. Sözcüklerin hiç anlaşılmadığı olmuş mudur?
Geçmiş olsuna gitmek âdetini kim çıkardıysa... Geçtikten sonra gitmişsin ne kıymeti var? Hani hastayken gideceksin, bir çorba kaynatacaksın, sırtını ovacaksın, terleyince üstünü değiştireceksin, ne bileyim suyunu vereceksin... O zaman gel geçmiş olsuna. Geçip iyileştikten sonra ben ne yapayım seni?
Sahi gidilmeli mi? Hiç anlamam bu işleri. İnsan hastaysa ya da cenazesi varsa yalnız kalıp sindirmemeli midir durumu? Hadi hastaysa çok yakını yardıma gider de ölüsü olunca ne diye sararlar insanın etrafını? Acıyı tel örgülerle süslemeye çalışırlar gibi gelir hep bana. Sindirim Sistemine benzetirim hep cenazeleri, son evresini insanların içinde yapamazsın ki, mahrem değil midir?
Bu durumu bizzat yaşayana kadar cenaze konusunda ben de öyle düşünürdüm ama değilmiş. İlk zamanlar insan sevenlerinin desteğiyle ayakta kalıyormuş,kalabalık dağılıp da yalnız kalınca anlıyor insan..O yüzden cenaze merasimlerine farklı gözle bakıyorum artık.