Bulduğu her fırsatta gençlere özel tavsiyelerde bulunan Âllah Resûlünün, Abdullah b. Abbas’a verdiği öğütlerden biri şöyledir: “ Delikanlı! Sana bazı sözler öğreteceğim: Âllah’ı(n hakkını) koru ki Âllah da seni korusun. Âllah’ı(n hakkını) gözet ki O’nu hep yanında bulasın. Bir şey istediğinde Âllah’tan iste. Yardım dilediğinde Âllah’tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün toplum (varlık âlemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse ancak Âllah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse ancak Âllah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.”
~ Tirmizi, Sıfatu’l-Kiyame, 59.
Öz güven, çocuğumuzun her istediğini yapması değildir. Kendimizin her istediğini yapmasıyla da mümkün olmaz. Öz güven bazen yapmamaktır, bazen yapamamaktır. Öz güven nerede duracağını bilmektir, biraz korkmaktır. Öz güven hak edene hak ettiğini uygun şartlarda sunmaktır.
Günümüzde ailelerin en büyük problemlerinden birisi de öz güvenli çocuk yetiştiriyoruz iddiasıdır. Öz güven şımarıklık anlamına gelmez. Öz güven kendisinden emin olmaktır, başkalarının da kendisine güvenini sağlayabilmektir. Yoksa her istediğimi istediğim şekilde söylerim düşüncesinin öz güven ile bir alakası yoktur.
Odaklanacağımız tek nokta var: İyi insan yetiştirmek. Onları ahlaklı, karakterli, düşünceli, anlayışlı ve insani değerlerle bezeli bir şekilde hayat yolunda yolcu etmek gerekiyor.