Laedri

Reklam
Cennet ehlinin en çoğu, dünya emrinde habersiz (saf) olan kimsedir. Hasan-ı Basri, vaazlarının birinde şöyle buyurdu:"Biz öyle bir kavme yetiştik ki(ashâb-ı kirâmı kasdediyor) eğer sizler onları görmüş olsaydınız, muhakkak onlara deli diyecektiniz. Eğer onlar da sizleri görmüş olsaydılar muhakkak size şeytan diyeceklerdi!" İhya
Olmazsa Hakîm eğer ki haşre kâil Sen söyle tabîb-î hâtem ol mahrûma Dil mürde iken lebinle oldı zinde Şâhid bu yeter iâde-i ma'dûma
رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ى نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِـلْاَوَّاب۪ينَ غَفُورًا‌ـ﴿٢٥‌ـ﴾ 25- Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır. وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا‌ـ﴿٢٦‌ـ﴾ 26- Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma. اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُٓوا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُورًا‌ـ﴿٢٧‌ـ﴾ 27- Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَٓاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا‌ـ﴿٢٨‌ـ﴾ 28- Eğer Rabbinden umduğun (beklemek durumunda olduğun) bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle. {Rivayete göre Bilâl, Suheyb, Sâlim, Mehca' ve Habbab gibi yoksul sahâbîler, Hz. Peygamber'in yardımı ile geçinirlerdi. Resûlullah (s.a.), onlara verilecek bir şeyleri olmadığı zaman, mahcubiyetinden ötürü söyleyecek bir söz bulamaz, yüzünü başka tarafa çevirir, fakat onların ihtiyaçlarını gidermek için Cenab-ı Hakk'ın kendisine imkân vermesini dilerdi. İşte bu âyet-i kerimede, Resûlullah'a bu gibi insanlara bir şeyler veremeyecek bile olsa, hiç olmazsa "Allah, bize de, size de bol rızık versin", "Allah sizleri mesut ve müreffeh kılsın" gibi sözlerle onların gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmaktadır.} وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا‌ـ﴿٢٩‌ـ﴾ 29- Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun. İsra
Kendi içimizde kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...