“Biz” ütopyasında “ben” bilincine yer olmayan bir toplum anlatılıyor. Bu “mükemmel” toplumun temelinde ise “saf aklı” temsil eden baskıcı bir Tek Devlet var ve bu Tek Devlet’in başında da toplumu sadece akla göre dizayn eden bir diktatör olarak Velinimet... Fakat bu toplumda her ne kadar tarih sona ermiş gibi gözükse de “Biz”in hayatı ne kadar konforlu, rahat ve matematik kadar akılcı bir düzene oturtulmuşsa da gözden kaçırılan ve asla yok edilemeyecek bir şey var: Dönüşüm. Bir virüs gibi enfekte olmayı bekleyen bu dönüşüm istenci, Biz’in içinde “benlik” bilinçlerinde hayal gücü; değişim ve özgürlük isteği; düzen karşıtlığı; devrim ruhu olarak bulunuyordu. Fırsatını bulur bulmaz da devrimci eylemlerle açığa çıkıyordu Tek Devlette. Doğa Tek Devlet’in toplumu kuşattığı duvarlarındaki bir çatlaktan içeri sızıyordu sanki. Her ne kadar kitapta hikâye anlatıcı dâhil vatandaşların çoğunun hayal güçlerini ameliyatla yok etmesi ve isyanı bastırmaya başlaması ile sona eriyorsa da bu yeni Tek Devlet’te de dönüşümün asla yok olmadığını sadece bir süre için durdurulabildiğini sezdiriyor Zamyatin.