Kendime Düşünceler, sanki bir kitap değil; bir dostun yıllar sonra gönderdiği, altı çizili satırlarla dolu bir günlüğü gibi hissettirdi. Kitap boyunca sanki biri bana yumuşak bir ses tonuyla, gecenin bir vaktinde içini döküyor gibiydi. Samimi, sıcak ve gerçek. Sayfaları okudukça aklıma sürekli notlar alan eski bir arkadaşım geldi. Ne zaman bir şey öğrense, kendine bir nasihatı olsa, kafası karışsa ya da bir şey hissedemese defterine birkaç cümle yazardı. Bu kitap da öyle bir kitap. Marcus Aurelius imparator olmasına rağmen, tüm gücün ve ağırlığın ortasında bile kendine dönmeyi, kalbini dinlemeyi ve iç sesini kaybetmemeyi başarmış. Metinler içtenlikle yolunu arayan bir insanın notları gibi. Kimi zaman güçlü, kimi zaman yorgun. Bazen çok bilgece, bazen çok sade. Bazı cümleleri dönüp dönüp tekrar okudum. Bazen çok basit ve aslında senin de bildiğin bir şeyi sana birinin söylemesi gerekir, kitap öyle bir his verdi. Özellikle insanın kontrol edebilecekleriyle yetinmesi, dış dünyaya değil iç huzura odaklanması gibi fikirler, hâlâ geçerli ve benim bunları yeniden görmeye çok ihtiyacım varmış. 9/10