"Kırkıncı Kural" dedi tane tane konuşarak. "Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semaci ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.
Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur
kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
Onun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!
"O andan sonra hiçbir șey aynı olmadı" dedi Aziz.
Ölüme hazırlanan bir insandan, beklenmedik anda aşka yuvarlanan birine dönüvermiști. Yerli yerine oturttuğunu sandığı tüm parçaları tekrar gözden geçirmesi gerekmişti. İnanç, aşk, arzu, ölüm korkusu, ölümsüzlük arzusu, aile, yuva, hasret, saadet... bütün bu kavramları yeniden düşünmesi gerekmişti. Bugün kendini ölüme hazır hissediyordu, ama henüz ölmek istemiyordu.