Tarihi kitapları seven biri olarak bu eseri beğeneceğimi düşünmüştüm, hele ki Hasan Sabbah'ı anlatması ilgimi celbetmişken...
Kitapta olaylar ; Ömer Hayyam- Nizamülmülk- Hasan Sabbah tanışıklığıyla başlayıp Rubaiyat'ın yazılması ve en sonunda Titanik'te batması şeklinde ilerliyor.
İlk kısım akıcı olsa da diğer bölümleri pek sevemedim. Kitapta Türk hükümdarına karşı antipati duyulabilecek cümlelerin sarfedilmesi ve son bölümde Amerikan güzellemesi yapılması kitabı 'tarihi' olmaktan uzaklaştırıyor zannımca.
Velhasıl tavsiye etmem. Hem bölümler arasında kopukluk var hem de taraflı ve aşağılayıcı anlatım objektifliğe gölge düşürüyor.
DİPNOT: Amerikan güzellemesin anlatılığı şu bölümü eklemek istiyorum; " Shuster buraya geldiğinden beri, havada daha sağlıklı, daha temiz bir şeyler var"... "Ama birdenbire bir adam ortaya çıkar ve ölüme mahkûm olduğu düşünülen ağaç sanki sihirli bir değnek değmiş gibi yeniden yeşillenir, yaprakları biter, meyve verir, dibine gölgesi düşer yeniden. Bu yabancı sayesinde ülkemin insanlarına yeniden inanmaya başladım. Bir yabancının yerlilere yaklaştığı gibi konuşmuyor onlarla, alınganlıklara ve alçaklıklara hiç aldırmıyor, hiç göz yummuyor, 'insanla konuşur gibi konuşuyor onlarla' ve 'yerli halk da insan olduğunu keşfediyor' yeniden. "
Kitabın bazı yerlerini okumakta zorlansam da genel olarak beğendim. Üstelik gündemde olan bir konuyu da ince bir şekilde işlemesi hoşuma gitti.
Zeki çocuklar; ülke-din-kültür farketmeksizin toplanıp yeryüzünden çok uzak bir yerde asker gibi eğitiliyor.
Eğitim her ne kadar profesyonel olsa da öğrenciler bir süre sonra kurallara karşı çıkmaya başlıyor ve olaylar bu şekilde gelişiyor.
Macera kitaplarını seven biri olarak 'Bir Kayıp Denizci' eserini beğendim. Kısa olmasına rağmen olay örgüsü benim açımdan güzeldi. Tadımlık bir kitap :))
Katharine Parr, iki kez dul kalmış otuzlu yaşlarında soylu ve güzel bir genç kadındır. Üçüncü evliliğini yakışıklı, zeki ve soylu bir genç olan Thomas Seymour ile yapmayı planlar. Fakat olaylar garip bir şekilde ilerler ve Katherine kendisini Kral VIII. Henry' nın 6. eşi olarak bulur.
Kraliçe olmanın verdiği güç ne kadar fazlaysa o tahtın verdiği sorumluluk da o kadar ağırdır. İstemediği halde kraliçe olan Katherine, gözden düşüp idam sehpasına gitmemek için kralın gözdesi olmayı sürdürmek zorunda kalır...
Yazarı JEAN PLAIDY olan ve çevirisini ELİF NİHAN AKBAŞ 'in yaptığı bu kitabın konusunu ve akıcılığını beğendim. Fakat başlangıçta zeki olan kraliçe'nin sonlara doğru saf, olaylardan habersiz zayıf bir karakter olarak işlenmesini tuhaf karşıladım.
Dipnot : Kitapta geçen olayların bir kısmı tarihi kaynaklarda geçiyormuş.
İlk defa yarım bıraktığım bir kitap hakkında inceleme yapacam. Öncelikle şunu söyleyeyim ki yazara saygım sonsuz. Emek verilerek yazılmış bir kitap sonuçta.
Kitaba gelecek olursak beni hiç sarmadı. 'Belki ilk sayfalar bu şekildedir' diye düşündüm fakat 50-60 sayfa okuyabildim sadece. Sonraki sayfalara göz gezdirdiğimde kitabın aynı şekilde devam ettiğini görüp okumayı bıraktım.
Birkaç alakasız tarihi kahramanın zamanda yolculuk edip ( Yezid, Kleopatra, Gevher Sultan...) bir Türk kafesinde Türkçe sohbet etmesi bana tuhaf geldi. Kitap "fantastik bir roman" diye geçiyor. Belki bu açıdan bakıldığında normal karşılanabilecek bir içeriğe sahiptir. Fakat benim tercih etmeyeceğim bir içerik, akış ve anlatıma sahip.
Okuyacaklara iyi okumalar dilerim fakat tavsiye etmem.