katre

Onlara göre nükleer santraller öylesine güvenlidir ki, bu radyoaktivitenin dışarı sızması imkansızdır. Bu doğru değildir. Evet söz konusu santrallere çeşitli güvenlik sistemleri mevcuttur ve bu sistemler olasılığı elbette düşürürler. Ancak olasılık ne denli düşük olursa olsun sıfır değildir ve en önemlisi gerçekleşmesi durumunda sonuçları çok ağırdır. Dolayısıyla risk yüksektir. Nükleerciler birtakım hesaplamalara dayanarak riskin yüksek olmadığını söylerler. Onlara göre, evet bir kazanın sonuçları büyük olabilmekle birlikte, kaza olasılığının düşük olması nedeniyle toplam olarak risk düşük kalmaktadır. Hatta öyledir ki, bu nicel ölçüye göre mevcut fisyon santrallerinin varlığı, sigara içmekten ya da motorlu taşıtlarla seyahat etmekten daha az risk oluşturmaktadır. Bilimsel çözümleme yöntemlerinin kaba bir tahrifatı söz konusudur burada. Burjuva bilim her şeyin nicel ölçülere indirgenebileceğini ve kavramsal/nitel çözümlemenin gerçeklerinden kurtulabileceğini sanır. Oysa aynı mantıkla düşünüldüğünde pekala nükleer silahların da pek zararlı olmadığı ortaya çıkar! Nükleer silahların 60 yıllık ömrü boyunca yok açtığı ölüm, yaralanma, hastalık ve maddi zararların toplamı, trafik kazalarınkinden ve sigaradan muhakkak ki daha az olduğuna göre bunların getirdiği risk hiç de büyük değildir!
Sayfa 17·Kitabı okudu
Reklam
Nükleer atık sorunu nükleer fisyon enerjisinin zayıf kanıdır. .. Bu atıklar, aktivitesi yüz binlerce yıl süren, uzun ömürlü ve yüksek düzeyli atıklardır. Nükleerciler bu atıkların bir zarara yol açmayacak şekilde özel gömme teknikleriyle bertaraf edileceğini iddia etmektedirler. Bunların zararını önlemek demek, bunların yüz binlerce yıl boyunca toprağa, yeraltı sularına ve besin zincirine hiçbir surette karışmayacağını garanti etmek demektir. Hiçbir gömü yerinin ve gömü biçiminin yüzbinlerce yıl, hatta daha fazla koruma sağlaması mümkün değildir. Bamteli burasıdır ve ne yazık ki tartışmalarda yer alan nükleer santral karşıtları bu noktayı kurcalamakta pek başarılı olamıyorlar.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Fisyona dayalı nükleer enerjinin hava kirliliğine, sera gazların ve küresel ısınmaya bir katkısının olmadığı doğrudur. Bu kadarıyla sanırsınız ki sütten çıkmış ak kaşık! Oysa onun naçizane katkısı başka alandadır. Bu santrallerin insanlığın kucağına bıraktığı tehlike ciddi bir radyasyon tehlikesidir. Bu nedenle onun temiz ve güvenli olduğunu söylemek ve dolayısıyla onu bir alternatif olarak kabul etmek mümkün değildir.
Sayfa 11·Kitabı okudu

katre

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
1 saatte okudu
·
2021 19. kitabı
İrfan Yalçın
8.7/10 · 168 okunma
Candarmalar basmış bizi. Kime ne ettik ki? Fundaların arasında bir eğrelti otuyuz, kime ne zararımız dokunur bizim? Ama... Ama daha da çelik gibi etti bu dert, bu çile beni. Koca bir kayayım, dalgaların vura vura ezemediği, ufaltamadığı. Koca bir çınarım, yıldırımın yere yıkamadığı. Koca bir dağım, sellerin suların önünden döndüğü.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Reklam