Şöyle düşünüyorum bak:Şu saman yığının yanında uzanmış yatıyorum... İşgal ettiğim yer öylesine küçücük,evrende bulunmadığım ve umrunda bile olmadığım alanın yanında öylesine ufacık,yok sayılacak kadar küçük ki... ve yaşayacağım zaman dilimi benim bulunmadığım ve bulunamayacağım sonsuz zamanın yanında öylesine az ki oysa bu atomun bu matematiksel noktanın içerisinde kan dolaşıyor bir beyin çalışıyor bir takım istekleri var... Ne kepazelik! Ne saçmalık!
Kişileri ayrı ayrı incelemek uğraşmaya değmez.İnsanlar bedensel yönden de ruhsal yönden de birbirine benzer her birimizin bir dalağı,bir beyni, bir kalbi vardır ciğerlerimizin yapısıda aynıdır.Ruhsal yapımızda hemen hepimizde aynıdır.Görünüşteki küçük farkların bir önemi yoktur.Bir tek insanı ele alıp incelemek ötekilerin tümüyle ilgili karar vermek için yeterlidir.İnsanlar ormandaki ağaçlar gibidirler.Hiçbir bitkibilimci her akağacı tek tek incelrmeye çalışmaz.
Yazgı yerinde durmadığına göre, her insanlar huylarından vazgeçmemekte ısrarcı oldukları için,yazgıyla uyuşurlarsa başarılı olurlar,ama uyuşmazlarsa kaybederler.Bana kalırsa insanlar kılı kırk yarmak yerine gözü kara olmalılar ve işlerin üstüne üstüne gitmeliler.Çünkü yazgı dişidir ona egemen olunmak isteniyorsa sert davranıp okşamak gerek.O zaman göreceğiz ki kendini soğuk soğuk hareket edene değil ateşli olana teslim edecektir.Yazgı kadın olarak gençlerin dostudur,çünkü gençler çok hesap kitap yapmaz ve girişirler daha büyük bir yüreklilik gösterip ona egemen olurlar.
Üç tür insan vardır.İnsanların kimileri kendiliğinden anlar,kimileri anlayandan öğrenir kimileride ne kendisi anlar,ne de başkasının dediğinden anlar.Birinciler çok akıllı olanlardır,ikinciler daha az akıllı,üçüncüler ise işe yaramaz olanlardır.