Meryem kibar

F. Nietzsche'nin Dr. Breuer'le İlgili Notları
İste karşımızda yeni bir bilim, ümitsizlik tanısı. Benim koyduğum tanıya göre bu ruhunu özgürlüğe kavuşturmanın özlemi içinde ama inanç zincirlerini kıramıyor. Seçeneklerden yanlızca evetleri istiyor; kabullenişleri, hayırları, feragatleri reddediyor. Kendini kandırıyor: Seçim yapıyor ama yaptığı seçimdeki adam olmayı reddediyor. Acı içinde olduğunu biliyor ama yanlış şey için acı çektiğini bilmiyor! Benden rahatlamamı, teselli ve mutluluk vermemi bekliyor. Ama ben ona daha fazla acı vermek zorundayım. Onun saçma sapan acısını bir zamanlar olduğu gibi soylu bir acıya dönüştürmek zorundayım.
Ruhunda sukûnete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır.
Git Kendine Bir Ölümcül Hastalık Bul
Aynaya baktım. Karşımda bir insan yüzü vardı. Kırılgan, yaşayan, sevilen, geçici bir yüz. Cildimi yakından inceleyerek siyah nokta aramadım. Kâhküllerimin kabarıklığıyla da uğraşmadım. Görünümüme dair hiçbir şey düşünmedim. Dümdüz aynaya baktım. Karşımda bana bakan gözlere diktim gözlerimi ve kendi kendime "ah zavallım, zavallı çocuk" diye düşündüm. Sanırım ilk defa yüzümü bu şekilde gördüm. Bütünüyle.
Git kendine ölümcül bir hastalık bul
... "Elimizden gelen tek şey, daha iyi tedaviler geliştirilene kadar hayatta kalmayı ümit etmek." Ama ben bunları duymak istemiyorum. Bu güvenlik ağının ortasında koca bir delik var. İster uzun yaşacak olayım ister kısa, şu an hayattayım. İnsanın hayatta uzun yaşamaktan başka umutlarınında olabileceğini görmek istiyorum. Ölüm veya acı çekme fikrine sırt çevirmek gerekmediğini ama bunlara uzun uzun vakit ve alan ayırmanın da lüzumu olmadığını bilmek istiyorum. Hayatın geçici olduğu bilgisine kendimi alıştırmak istiyorum. Sonrada bu bilginin ışığında nasıl yaşamam gerektiğini öğrenmek istiyorum. Şu an nasıl yaşanacağını... Kanser hakkında şunu öğrendim. Size ölümcül bir hastalığı gösterir ve sonra sizi dünyaya, yaşamınıza, onun artık hiç olmadığı kadar çok hissettiğin hazlarına ve tadına geri tükürür. Size hem bir şey verildiğini hem de sizden bir şey alındığını anlarsınız
Sayfa 160·Kitabı okudu
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilme, birşey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."