Züleyha

Züleyha
@Kayraz
İstanbul
145 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
"İçerinin dış dünyadan soyutlanmış olması gerekir, dolayısıyla pencereler genellikle yok edilmiştir. Duvarlar beyaza boyanmıştır. Işık kaynağı tavandır... Sanat, deyim yerindeyse, orada 'kendi dünyasındadır" der.
İzleyicinin yapıtı deneyimiyle tamamlayan bir katılımcıya dönüşmesi, yani pasif konumunu terk ederek mekân içinde aktif olması, örtük bir biçimde de olsa, dönemin politik hareketliliğinin bir yansıması olarak da okunmuştur.
"izleyici ile yapıt, yapıt ile mekân, mekân ile izleyici" arasındaki karşılıklı ilişkinin belirlediği yeni bir izleme pratiği doğurmuştur. Yine Reiss'ın vurguladığı gibi, bir yapıta dışardan bakmak yerine, o yapıtın içine girebilmek önem kazanmıştır. Yapıt, mekânda sergilenen özerk bir nesne olarak değil, bütüncül olarak algılanması gereken bir duruma dönüşmüştür.
"Sanat ve Nesne" de Michael Fried, Minimalist yapıtların, izleyiciye kendi şimdi ve buradalık hâlini aşabileceği bir estetik deneyim sunmaktan aciz olduğunu savunur. Modernist heykeller aşkın bir estetik deneyim yaşatabilirken, Fried'e göre Minimalist yapıtlar izleyicinin dikkatini mekânın yanı sıra yapıtın (seri halde tekrar eden) malzemesine ve herhangi bir 'nesne' olma özelliğine çeker ve sanattan uzaklaştırır. Fried'in bu dönüşümü anlatmak için sarf ettiği, "önceden, yapıtın içeriği ve anlamı kati olarak yapıtın kendiyle sınırlıyken, bu tür yapıtlarda izleyicinin deneyimlediği, nesnenin belli bir durum içindeki varlığıdır, ki bu, o durumun gereği olarak, izleyiciyi kapsar" yolundaki sözleri, ilginçtir ki, postmodern süreçte yaygınlık kazanacak olan alternatif ifade biçimlerinin olmazsa olmaz koşulu olacaktır!
"biraz kilise kutsiyeti, biraz mahkeme salonu resmiyeti, biraz deney laboratuvarı gizemiyle şık bir tasarımı buluşturan" modern sanat galerisi, "benzersiz bir estetik mekan" olarak 20. yüzyıl sanatının kendine has 'kabuğu'dur