Hiçbir baba, verdiği sözleri tam tutmaz. Mesela,” Ne olursa olsun ben seni hep seveceğim …” der, ama bir gün ansızın o çok sevdiğini bırakır gider. Her gün onsuz uyanmak zorunda kalırsın artık hayata. Güneş tam doğmaz ve hiçbir ay ışığı o geceyi aydınlatamaz. Biraz yarım, biraz da yaralısından artık. Yaptıklarını ve yapmak istediklerini bir değil iki kere düşünürsün. Başta “ Babalar ölmez, sadece uzaktan evlatlarını izler…” yalanına inanırsın. Ama “Şimdi beni uzaktan mı izleyeceksin ?
Ya seni görmek istersem ?
Gözlerimi her kapattığımda yanıma gelir misin ?
Başımı okşamanı istesem, sana yetişmem için başımı bulutlara değdirmemi mi beklersin ? gibi sorular sorduğunda, tek çıt bile çıkmaz… Sonra “ Babalar ölmez, sadece evlatlarını uzaktan izler…” tesellisinin koskoca bir yalan olduğunu fark edersin. Yine de bu yalana inanmaktan vazgeçemezsin. Çünkü baba ölürse, çoçukluk da ölür, çok iyi bilirsin.