Mustafa Kutlu’nun Tarla Kuşunun Sesi kitabını okurken sadece bir yörük ailesinin serüvenini değil, modern hayatın hengâmesiyle insanın özünden kopuşu anlatılmış. Özellikle karakterlerin iç dünyası ve memleket havası çok samimi. Bence bu kitap sadece bir hikâye değil, aynı zamanda insana “neyi kaybettik?” sorusunu sorduran bir kitap.
Kitapta en etkilendiğim şey, Türkiye’nin geçirdiği dönüşümü insan üzerinden bu kadar doğal anlatılması oldu. Harf inkılabı, şapka inkılabı gibi meseleler kitapta kuru bir tarih bilgisi gibi değil, insanların hayatını, düşüncesini ve yaşayışını etkileyen kırılmalar olarak anlatılıyor. Kitap boyunca eskiyle yeninin arasında kalmış bir toplumun havası çok iyi verilmişti.
En çok da “vatan” kavramının anlatıldığı bölümü sevdim. Yani insanın içini tamamlayan ne varsa biraz vatan oluyor aslında. Vatanın sadece toprak değil, hatıra, aidiyet, geçmiş ve insanın kökleri olduğunu anlatan satırlar vardı.
Bir diğer sevdiğim nokta da kuşak çatışmasının işlendiği yerler çok gerçekti. Eski neslin dünyaya bakışıyla yeni neslin hayata bakışı arasındaki fark güzel anlatılmış. Kimse tamamen doğru ya da yanlış gibi gösterilmiyor. Herkes kendi derdini taşıyor.
Mustafa Kutlu’nun dili zaten çok akıcı ve sade. Az sözle çok şey anlatıyor.
Mustafa Kutlu sevenler için güzel bir kitap ben çok beğendim.