Yukarıdan mavi bir ışık yağdı, aşağıda da, denizde mavi bir buğu tüttü. Karşıki dağlar maviledi. Toprak, ağaçlar, kuşlar, bakılmayacak kadar parlak, esen yelle yatan sırtları yaldırdayan sarı ekin tarlaları som maviye kesti.
Bu portakal ağaçlarının yaprakları da ne güzel kokuyordu. Müslüm, portakalların, ağaçlara bulut gibi konmuş ak çiçeklerini anlatmıştı. Denizi de söylemişti. Deniz de portakal çiçeği gibi kokuyormuş. Bu Çukurovada, toprak bile portakal çiçeği kokarmış.
Çiçek sevgiye duruyor, yürek sevgiye duruyor, şırlayıp gelen ışık sevgiye duruyor..... İnsan muhabbete, insan sevgiye doğuyor. İnsan sevgiye doğmuyorsa insan olamazdı, o zaman ölürdü işte...
Her bir çamı, sediri, gürgeni, çınarı göğe ağmıştır. Pınarlar kaynar her bir koyaktan, kaya dibinden, yamaçtan. Yarpuz, çam, çiçek kokar suları. Kimisinde, büyüceklerinin içinde alabalıklar oynar...