Ruhumdaki yalnızlığı ilk fark eden öğretmenimdi peder. Gözlerinden hüzün ve kayıtsızlık okunan, kimselerin anlayamadığı o küçük çocuğun hüznünü ilk keşfedendi. On bir yaşımda verdiğim bütün mücadeleleri bilirdi. Bakılıp büyütülsün diye oğlu olmayan bir zenginin yanına verilmiş yoksul bir çocuğun öyküsüydü bu. Güneşin, özgürlüğün, yaramazlıkların efendisi bir sokak çocuğunun yeni bir ailenin içinde yersiz yurtsuz kalmasının, bir daha geri gelmemek üzere kayboluşunun, görmezden gelinmesinin, unutulmasının öyküsü.
"Lütfen, Zezé yok artık. O budalanın tekiydi, geçmişte kaldı. Bir sokak çocuğu adıydı. Ben çok değiştim. Gayet terbiyeli, uslu bir çocuğum ben."
"Ve hüzünlü. Hepsinden öte, hüzünlü. Hatta belki de dünyanın en hüzünlü çocuklarından biri, ne dersin?"