Serpil Türker

Serpil Türker
@Kediseven
Sev seni seveni yer ile yeksan ise sevme seni sevmeyeni misira sultan olsa....
öğrenci *-*
üst düzey
istanbul
ümraniye
108 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Gün geçer gece olur gecem geçmez gün olmaz yalvarırım Mevla'ya bir duam kabul olmaz 😟😟😟😟😟😟😞🙁😢😭
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocuklardan Tanrı'ya mektuplar
3-9 yaş çocuklardan Tanrı'ya mektup yazmaları istenmiş. İşte çocukların dünyasından Tanrı'larına yazılan mektuplar. Ellen, 3 yaşında: Sevgili Tanrı, bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bir daha öyle yapmasın. Norman, 4 yaşında: Sevgili Tanrı, zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu? Sylvia, 5 yaşında: Sevgili Tanrım, oğlanlar kızlardan daha mı üstün? Bilmiyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış. Nan, 5 yaşında: Tanrıcım, üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin. Eric, 5 yaşında: Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi sayıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric. (Not: Noel Babanın olmadığını biliyorum.) Jane, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, insanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun? Larry, 6 yaşında: Tanrım, İncil'de neden hiç karının adı geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz. Michelle, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma. Harriet Ann, 6 yaşında: Sevgili Tanrı, sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor; eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var. Jodie, 6.5 yaşında: Sevgili Tanrı, sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı. J.B. , 7 yaşında: Sevgili Tanrım, ne diye bu kadar insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın? Audre, 8 yaşında: Tanrım, insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin. Mark, 8 yaşında: Sevgili Tanrı, eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi
Nasıl Bir Erkek Arıyorsun? Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş: -''Nasıl bir erkek arıyorsun?'' Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine bakarak sormuş: ''Gerçekten bilmek istiyor musun?'' Adam biraz isteksiz, ''Evet'' demiş. Ve kadın baslamış anlatmaya… ''Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak,bir erkeğe onun benim için benim kendime yapabileceğimden fazla ne yapabileceğini soracak konumdayım. Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum;bir erkeğin ya da bir başka kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca,''Sen masaya ne koyuyorsun?'' sorusunu sorma konumundayım. Adam kadına bakmış.Paradan söz ettiğini düşünüyormuş. Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: ''Sözünü ettiğim,para değil. Ondan öte bir şey istiyorum.Hayatın her alanında mükemmeliyeti arayan bir erkeğe ihtiyacım var.'' Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz daha açıklama istemiş.Kadın başlamış anlatmaya: ''Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum.Basit bir adama ihtiyacım yok. Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum,çünkü dengesiz bir birleşmeye ihtiyacım yok. İnananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar. Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı, ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum. Saygı duyabileceğim birini arıyorum.Ona boyun eğmem için onu saymam gerekir.Ben ona ne kadar dürüst ve açıksam, onun da bana dürüst ve açık olması gerekir.
Böyle yazılmadı ya da ben öyle kandım Şimdi tek başımayken kimin öyküsü bu?
"Bir gün bir çocuğa sormuştum,deniz neden tuzludur diye. Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik karşılık verdi: - Deniz tuzludur çünkü denizciler durmadan ağlarlar! - Neden denizciler böyle çok ağlar ki? - Çünkü,dedi,yolculukları bitmez... Onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar! Gene sordum: - Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar? - Çünkü,dedi,daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!" August Strindberg- Düş Oyunu