" Aptalca, üstelik boşuna olduğunu biliyorum," demişti, " ama elimde değil. Hep bir gün onu, dokuz ay boyunca kendi kanımla beslediğimi bilerek, kollarımın arasında tutacağımı hayal ettim; bir gün gözlerine bakmayı ve orada seni ya da kendimi görüp şaşırmayı, sonra bebek büyüdüğünde senin ya da benim gülümseyişimi görmeyi... Bunlar olmayınca... Yanılıyor muyum?
"Hayır," dedim.
" Bencillik mi ediyorum?"
"Hayır, Süreyya. "
"Bak eğer bunu gerçekten yapmak istiyorsan...?"
"Hayır," dedim "Eğer yapacak olursak, en küçük bir kuşkumuz olmamalı;ikimizin ortak kararı olmalı. Aksi halde bebeğe haksızlık etmiş oluruz."
Başını cama dayamış, başkaca bir şey söylememişti. "
"Gece yarısına doğru, baba onu yatırmamızı istedi. Süreyya'la onu kucakladık,kollarını omuzlarımıza attık. Ben onu yatağa yerleştirirken, Süreyya baş ucu lambasını söndürdü. Baba eğilmemizi söyledi, her ikimizi de öptü.
" Az sonra morfininle suyunu getiririm, Kaka can," dedi Süreyya.
"Bu gece istemem," dedi baba. "Bu gece ağrım yok."
"Peki" dedi Süreyya. Bahtaniyesini üzerine çekti. Kapıyı kapadık.
Baba bir daha hiç uyanmadı. "