Her şey kendi ayarında nasıl güzelse aşk ve sevgi de muhakkak kişiye özgü olarak güzeldir. Jane işte tam da böyle bir şeyin başyapıtlarından bence. Kitap Jane'nin zorlu çocukluk hayatıyla ve yatılı okula verilmesiyle başlıyor. Yetim ve öksüz olarak baştan savılan Jane okulda ciddi bir öğrenci ve bilgiye aç bir çocuk olarak kendini gösteriyor. Sonrasında okuldan mezun olup iki yıl kendi okulunda öğretmenlik yaptıktan sonra gazeteye ilan verip mürebbiye oluyor. İşte hikâyenin bam teli burası, mürebbiyesi olduğu küçük kızın hâmisi olan adamla daha kim olduğunu bilmediği bir şekilde karanlık bir yolda karşılaşıyor ve ona yardım ediyor, sonrası tamamen tabiat zevki. Jane'nin o günün şartlarında bir kadının yaşayacağı türlü zorluklarla mücadele ettiğini görüyoruz, aşık olduğunu, kıskandığını görüyoruz. Ama bence hikâyenin esas kopuşu kimsesiz Jane'nin kuzenleri olduğunu öğrenmesiydi. Kendi şahsına münhasır bir sürü kişilik canlanıyor gözümüzün önünde. Diana'nın kendinden muteber esintiye karşı dik duruşu, bay Rochester 'ın kendi ekseninde çizdiği ve kuşatıcı aşkı(sevgisi), St.John'un Tanrıca bir sevgiyle Rose'a tutunması ve her şeyden çok sevdiği vazifesi için her şeyi göze alması.. Ama esas olan, zenginlikte hiç gözü olmamış, daima fedâkar bi ahlak ile sevgisini belli eden ve nihayetinde kör/topal bir aşığı genç ve yakışıklı papaza tercih eden Jane..
Kitabı okurken daima "Ah, Jane! Bu nasıl yüce bir tavır ki Tanrı sana acımış olmalı ve geç de olsa sana bir aile bir aşk vermiş olmalı." dedim. Jane Eyre zorlu İngiliz kimliğinin altında kalmayan daima kendi üstüne koyarak ilerleyen, cesur, vefalı, fedakar bir muallime, mürebbiye, âşık, kuzen.. Mutlaka tavsiye ederim, iyi okumalar!
Jane EyreCharlotte Brontë · Yabancı · 201742,1bin okunma
Aşk dilini öğrenmek için kusursuz seçim. Yıllardır okuyorum hiç bitirme niyetiyle okumadım, zevk ile aşk ile okunacak bir eser, kalbin güzel tadarsa gerçek hazzı bulur.