Kırımlı Murat'ın Kapak Resmi
Kırımlı Murat tekrar paylaştı. 22 May 22:06
yusuf şimşek, Simyacı'ı inceledi.
16 May 13:34 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

simyacı kitabını ilk olarak Hüseyin Hocamda gördüm sonra ablam da okuyunca okumaya karar verdim. Simyacı kitabı hayatımda gördüğüm en değişik kitaplardan biridir ama şunu unutmayalım ki en güzel kitap değil. Hayatımda ilk kez bir kitaptan bu kadar ders aldım. İşte işaretlerdir bilmem hac meselesidir, kişisel makbıledir[yanlış yazmış olabilirim) gerçekten hayatıma çok şey kattı.Ama tek bir yeri beğenmedim oda müslümanlara laf atması aklımda kalan şunlardı:alınlarını değişik biçimde yere sürten insanlar,minarede bağıran insanlar. Çoban:"imansızlar"diye geçirdi.böyle yazıyordu.bir yazarı yapacağı en yanlış şeylerden biri başka dine laf atmak ama Paulo bunu yapmış.Hoşuma gitmediğini açıkça belirmek isterim.en çok beğendiğim taraf şu değerli taşlarla olan fincan satan tüccar oldu. Mekkeye gitmek istiyor ama şunu biliyor mekkeye giderse başka hedefi kalmıyacak. Kitap bazen çok bunaltıcıydı ve buda insanı sıkıyordu içine heyecan çok az katmıştı.Bilmiyorum,hiç kendimde kitap hakkında o adranali yaşıyamadım. Yani hissedemedim o duyguyu kendimde. Kendimle ilgilimi yoksa paulonun hatasımı karar veremedim.Ama ALLAH var güzeldi zaten dediğim gibi en beğendiğim yeri ders vermesiydi.Benim hayatıma katkıda bulunan en iyi kitaptı ders vermesi açısından.Burdan Hüseyin Demir hocama çok teşekkür ediyorum çünkü çoğu kitabı okumamın sebebi Hüseyin Hocaydı ve kitap okuma alışkanlığını kazandıranda oydu.Annem der Hüseyin Hoca olmasa senin kitap okuman yok. Ama şu anda gerçekten kitap okuma alışkanlığını bana kazandıran Hüseyin Hocaydı. Hüseyin Hocama bir kez daha teşekkür ediyorum.ve kendimi hocam sayesinde çok şanslı hissediyorum...

Kırımlı Murat tekrar paylaştı. 20 May 11:25
Hüseyin DEMİR, Simyacı'ı inceledi.
21 Oca 14:05 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Kitabı okuma sebebim biraz öğrencilerim oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel demi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince alıp okumaya karar verdim. Herhalde çok söz edilmesinden dolayı olsa gerek ya da kitabın kapağının güzelliğinden dolayı daha kitabı elime alırken bile kitabı sevdiğimi hissettim. Kitabı açıp okumaya başladım. Ciddi anlamda uzun süredir hiçbir kitap bu kadar içine çekmemişti beni. Açık okumaya başlayınca kitabın olay örgüsünden daha çok bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi bir hisse kapıldım. Kitabın olay örgüsü ise Santiago adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bir şey demeyeceğim. Santiago kişisel menkıbesini gerçekleştirmek için karşılaşacağı bütün zorluklara göğüs gerir. Aslında kişisel menkıbesinin çok yakında olduğunu anlar. Santiago ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile böyle bir şey başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Hatta bunları sıkmadan veriyor. Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitapta karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla okuyucuya örtülü bir nasihat verilmiş. Nasihatler en çok kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi için verilmiş. Kitabın belki eleştirilebilecek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi. Buna bağlı olarak ta kitabın genel olarak verdiği mesaj kişinin kendi kararlarını kendi vermesidir. Netice olarak hem masalımsı hem felsefik hem de güzel bir an geçirmek adına okunması gereken bir kitap diyebiliriz.