Dünyanın güvenliği ve demokrasinin geleceği için anlamsız laflara kanıp cepheye giderek can veren o kadar insan, ister beş deyin ister yedi ister on milyon, ölmeden önce neler hissetmiştir acaba? Balçığın içinde oluk gibi kan kaybederken neler hissetmişlerdir? Zehirli gaz soluyup da akciğerleri kavrulurken neler hissetmişlerdir? Akıl hastanesinde Azrail’in yüzüne baka baka ecellerinin gelmesini beklerken neler hissetmişlerdir? Madem canlarını verecek kadar mühim bir şeyin davasını veriyorlar, davanın ehemmiyetini son nefeslerinde mutlaka sorgulamışlardır. Aklı olan sorgular. Hayat o kadar değerlidir ki feda etmişsin canını, buna değip değmediğini son demlerinde mutlaka sorgularsın. Yani tüm o evlatlar demokrasi, istiklal, özgürlük, onur, vatan sağ olsun, bayrağımız ebediyen dalğalansın düşüncesiyle mi öldüler? Siz öyle sanın.
Yine de hayatın bize ne getireceğini asla bilemeyiz. Kendimizi birdenbire, bize uygun olmayan bir şeyle baş başa bulabiliriz. Ama yalnız başına zor olabilen şeyleri, güçlerimizi birleştirerek aşabiliriz