Gençler sağlıklı şekilde politize edilebilir. Siyasi cenahlar kendi kültürlerini, doktrinlerini endoktrine etmeden de kültürel iktidar kurabilir. Tarih döngüsel değildir. İnsanın iradesi vardır.Bir zamanlar ideolojilerin kızıl ve siyah bayraklarla, devrim naralarıyla, sokak çatışmalarıyla çarpıştığı o ateşli dönemden, bugün herkesin kendi dijital mikro-kabilesinde yaşadığı, karşı tarafı tiksintiyle andığı, duygusal bir soğuk savaşa geçişi izliyoruz. Bu, yalnızca siyaset biliminin değil sosyolojinin, sosyal psikolojinin, iletişim teorisinin ve hatta felsefenin kesişiminde yatan, modern demokrasilerin ruhunu içten içe kemiren bir fasit daireye evriliyor.
》perspektif.online/kutuplasmanin-e...
Algernon'a Çiçekler
》perspektif.online/sirk-cadirindan...Dijital çağ, geçmişin “ucube gösterileri”ni ortadan kaldırmadı; biçimini değiştirdi. Bugün ekranlar aracılığıyla, farklılıkların eğlenceye dönüştürüldüğü, ötekileştirmenin “içerik” adı altında dolaşıma sokulduğu yeni bir seyir kültürüyle karşı karşıyayız. “Sosyal deney” kisvesi altında yeniden üretilen bu anlayış, aslında insan onurunu hedef alan eski bir bakışın güncellenmiş hâlinden başka bir şey değil.
》Türkçeye “ucube gösterisi” olarak çevrilebilecek freak show, alışılmadık fiziksel özelliklere sahip kişilerin izleyicilerin merak ve şaşkınlık duygularına hitap edecek biçimde sergilendiği bir eğlence türü olarak ortaya çıkar. Bu gösterilerde devler, cüceler, fiziksel deformasyonları bulunan kişiler veya sıra dışı hastalık ve durumlara sahip bireyler yer alır. Kabul görmüş toplumsal normların dışında kalan insan ve hayvanların sergilendiği bu etkinlikler 19. yüzyılda ABD’de ortaya çıkarak zamanla popülerlik kazanmıştır.Popüler bir eğlence kültürü hâline gelen ve 1738’de》perspektif.online/sirk-cadirindan...
Kaplanın sırtı sahiden güzel seçilip konulmuş bir isim olmuş, Livaneli yine kalemini konuşturmuş. II.Abdülhamit ile ilgili bir eseri arşive kazandırmış teşekkürü bir borç biliriz okurları olarak. Tarihe ve özellikle -->kitabialem.blogspot.com/2026/04/kaplann...
Kaplanın Sırtında | Zülfü Livaneli
Alıntılar;
Sayfa¹⁸
Ne de olsa sarayda büyümüş, her türlü görgü ve nezaket kuralını öğrenmiş, özel hocalardan piyano, şan, Fransızca, İtalyanca dersleri görmüş medeni çocuklardı.
Sayfa¹⁹
Ben bir siyaset adamıyım, diye düşündü, asker değilim ki. Harbe ne lüzum vardı? Keşke girmeseydik. Beni ordumuzun çok iyi durumda olduğuna inandırdılar ama değilmiş işte. Keşke Çar'la görüşseydim, harbe girmeseydik, siyasetle her şey çözülür.
Sayfa³¹
Ya şeyhim, demek ki kısmetten öte köy yok. Dediklerinin hepsi çıktı, saltanat sürdüm, mahpus oldum, şimdi de bu zalimlerin elinde can vermekteyim. Yetişin ya ümmet-i Muhammed!"
Sayfa⁸⁸
"Bizim anlat maya çalıştığımız da buydu işte," dedi. "Tek istediğimiz Osmanlı'nın da Avrupa gibi olmasıydı, ilme fenne dayalı olarak kalkınmasıydı. Ama siz bu yolda çalışacağınıza, bizlerin peşine hafiyeler takıp ses çıkaranı hapse tıktınız, zulmettiniz."
Sayfa⁸⁹
"Zaten dedem Mahmud zamanından beri iyice zora girmiştik. Akbabalar üzerimizde dönüyordu, ekonomimiz batmıştı, memleket dağılıyordu. Ben içerde sükûnu sağlamaya, dışarıda da büyük devletleri birbirine düşürüp devleti ayakta tutmaya çalıştım.
Sayfa²⁰¹
"Harpten nefret ederim. Kazanan olsun, kaybeden olsun her ülkenin belini kırar.
Sayfa²⁰²
Mebuslar Rum, Ermeni, Türk, Arap, Kürt, Laz, Ulah, Arnavut, Boşnak, Bulgar, Yahudilerden oluşuyordu. Sırbistan, Karadağ, Romanya, Mısır, Tunus da mebus göndermemişti. Ve bakın, meclisin çoğunluğu imparatorluktan ayrılmak isteyen azınlıkların elindeydi. Devlet-i Osmani'nin yıkılması için çalışıyorlardı. Böyle bir duruma hangi devlet dayanabilir? Üstelik harp içindeyken... Türklerin azınlıkta olduğu bir milli meclis, hiç aklınız alıyor mu? Bu yüzden kapatmak zorunda kaldım. Kusura bakmayın ama bizim Genç