Hz. Yakub’un Hz. Yusuf’a tavsiyesinden yola çıkarak güzel bir gelişmeyi, bir başarıyı gerekli gereksiz herkese, özellikle de ahlaken zayıf insanlara anlatmamak gerektiğini anlıyoruz. Bir noktaya ulaşana kadar hedeflerimizi ve planlarımızı herkesle paylaşmamayı da öğreniyoruz. Bu yolla kardeşçe dostluk duyguları taşımayan, yakınlarının başarılarından rahatsız olan kişilerden gelebilecek şerli telkinlerden de korunmuş oluruz.
"Kurbağalar bir kaleye tırmanma yarışı düzenler. Yarışmacılar başlar. Etrafta yığınla seyirci vardır. Onlar yüksek sesle bir kurbağanın kaleye tırmandığının görülmüş şey olmadığını, kaygan ayaklarla bunu başarmanın imkânsız olduğunu vs. konuşur durur. Kulaklarına bu olumsuz yorumlar çarpan yarışmacılar birer birer yarışı terk eder. Nihayet bir tanesi hedefe ulaşır. O da içlerindeki tek sağır kurbağadır."
Rüyalarımızı anlatacağımız kişinin akıllı, bilgili, bizi sevdiğini bildiğimiz ve güzel nasihatlerde bulunacak yani hayra yoracak kişiler olması gerektiğini söylemiştir.
Resulullah’ın sabah namazından sonra sahabeye, 'İçinizde rüya gören var mı?' diye sorduğu, varsa tabir ettiği, zaman zaman kendi rüyalarını da anlattığı ve tabir ettiği yahut asaptan birine tabir ettirdiği, güzel rüyaların anlatılıp tabir edilmesini hoş karşıladığı, kötü rüyaların anlatılmasını ve tabir edilmesini istemediği belirtilmiştir