“İnsanların yılan derisinden çantalar yaptığını fark edince küplere bindi. Hele bir de evrak çantasını görünce, onun büyük ihtimalle büyükannesi olduğunu söyleyip, çılgına döndü.”
O kadar güzeldi ki nereden başlasam bilemiyorum çok heyecanlıyım(belki spoilerli olabilir)
Konudan bahsetmek isterdim ama hemen düşüncelerime geçmek istiyorumm. Kitabın daha ilk sayfasından ne kadar güzel olacağını tahmin etmiştim ama.. hikayeler beni hem ağlattı hem okurken gülümsetti. İlk hikayede zaten delirdim(kelimenin tam anlamıyla). Çıldırdım, hem yazımının mükemmelliğine şaşırıyorum hem hikayeye şaşırıyorum, ne yapacağımı bilemedim okurken.
Zaten baya sürükleyici olduğundan hızlı bitirdim. Aslında ilk okuduğunuzda öylesine geçtiğiniz yerde ilerledikten ve bağlantılı bi hikaye okuduktan sonra farkedeceğiniz inanılmaz güzel ayrıntılar var, diyaloglardaki alıntıların güzelliklerinden bahsetmiyorum bile..
Yazara ayrı bayılıyorum zatenn, bir insan nasıl hem sanatın her alanında aktif hem çok iyi bir yazar hem de inanılmaz tatlı bir insan olabilirr??
Ama ne yazık ki bu kadar övgüden sonra kitapla ilgili küçük bir kötü durum olduğunu düşünüyorum, belki bana öyle gelmiştir yada alışkın olmadığım içindir ama bence cümleler çok uzundu. Cümlelerin uzun olması okumayı zorlaştırıyor bence. Yani iki ayrı cümle olabilecek cümleleri arka arkaya sıralayınca okumak zorlaşıyor.
Ama her ayrıntısı her köşesi ayrı güzeldi.. ve benim için en önemli ve güzel kısmı söylemek istiyorum; kitabın başında nehrin perisinin dediği gibi her hikaye sonsuzdu.. Evet bütün hikayeler kötü sonla veya üzücü bitmiş olabilir ama aslında hepsi birer sonsuz hikayeydi.
Açıkçası ben bayıldım. Okuyun okutturun!
Hatta hemen şuan alın ve okuyun! Ben kefilim.
Hâlâ düşündükçe her şeyi anlatasım geliyor.. çok güzeldi.
D. N. Archeron