Bilin ki hiçbir musibet sebepsiz değildir. Başımıza gelen her ne ise suçunu kendimizde aramak icap eder. Yoksa Allah kuluna zulmetmeyi sevmez ki, insan zulmü kendi eliyle kendine eder.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ezan vaktini beklerken kapısı tıklatıldı hanenin. Kapıda iki tokmak vardı biri ince ses çıkarır, diğeri tok bir ses çıkarırdı. Manası vardı bunların. Bir hatun kişi gelmişse şayet ince tokmağı vurur, bir er kişi gelmişse tok sesli tokmağı vururdu ve hanedekiler bilirdi gelenin kim olduğımu ona göre açarlardı hanenin kapısını.
Dua denen şey bir zincir gibiydi insanı Rabbine bağlıyordu sahi. Lakin bir insan bir diğerine dua ettiği vakit o zincir benim de ellerime, kollarıma vuruluyordu. Mesafe tanımayan bir sırdı dua. İnsanlar Hüdayi'ye dua ettikçe ben daha güçsüz kalıyordum. Onların duaları beni halsiz düşürüyor, edilen dualar benim canına dokunuyordu. Demem o ki bir kişi diğerine dua ettiğinde dua edileni benden koruyordu Allah. Lakin insarılar bunu bilmiyordu. Bilselerdi bir an olsun birbirlerine dua etmekten vazgeçmezlerdi.