Allah, Adil-i Mutlaktır. Çok şükür ki kendisine çok ibadet ve dua edenin değil; haklının yanındadır. Yeter ki haklı, haklılığının mağrurluğunu değil; garipliğinin hüznünü yaşasın.
Kalbimizde, her şeyi gören, gücü yeten, en güzele eriştiren, kemal sahibi, kâdir bir Zât olan Allah inancı da olmasa biz, nasıl teselli bulacaktık. Elhamdülillah varlığı vacib olan Yaratıcıya.
Rabbim! ben buralara ait değilim. Bilirim hikmetinden sual olunmaz amenna ve saddakna. Ne olur kalan şu fani ömrümü mutlu olabileceğim bir yere bırak. Elbet Sen, beni benden ziyade bilirsin. Hayırla beni sürura eriştir. Şu muallak hayatıma sekine ver.
İnsanlar, eskiden şehre özlem duyarken günümüz insanının köy hayatı, bağ evi hayali var. Stres yükünün kaynağı olarak kalabalığı görüyoruz. Lakin şunu unutuyoruz 'kendi' diye bir hasse var. Her nereye gitsek; köyde de olsak dağ başında da olsak bizimle gelecek. Aslında bizi asıl rahatsız eden 'kendi' çırpınışlarımız. Bu benlik duygusunu çözmeyince huzura erişemeyiz. Benlik kalıbı ise ancak İslamiyet suyunda eriyip kaybolacaktır. O vakit dağ da cennete inkılap edecektir, en kalabalık beldeler de.