Sen hiçbir şeyi kutsalına dönüştürmeyecek kadar postmodern bir kadın , ben ölçüsüz şiir yazdığında dedelerine saygısızlık ettiğini düşünecek bir adam...
Kalbimi bıraktığım bir roman oldu ve bu alıntı ile başlamak istiyorum incelememe.
Kıymetli Fatma Katırcıoğlu'na bu romanı yazdığı için minnettarım tek kelime ile muazzam bir eserdi.
Gülce'nin tüm hayal kırıklığı, Toprak'ın ani gelen hayalindaki kadın, Sedef'in umutsuz bir aşkın içerisinde kendisini bulması...
Romanı okurken üç karaktere de ayrı ayrı üzüldüm, ayrı ayrı kalbimi bıraktım olaylara, kendi pencerelerinden bakıldığı zaman olayların farklılaşması ve acı dolu olması.
Sedef'in gerçekleri görüp bu kadar kendini kapatması, Toprak'ın bu kadar şuursuz olması ve garibim Gülce'nin hiçbir şeyden haberi olmadan hayatına devam etmesi...
Toplumumuzda Toprak gibi karakterlerin olması kadın karakterin kalbinin parçalanmasına sebep olabiliyor malesef...
Gülce'nin ise hemcinsine bu kadar gözlerini kapaması ,Sedef'in söylediklerini umursamaması ve kendini o durumun içine sokması beni çok üzdü...
Neden doyumsuz davrandın Toprak ?
Neden Sedef'i ikinci insan muamelesine soktun ?
Neden Gülce seni beklerken bunu yaptın?
Neden iki hemcinsi karşı karşıya bu kadar çirkin bir muhabbetten getirdin?
Neden ?Neden?Neden? binlerce neden ile bıraktın beni kıymetli yazarım
Kalbimin sıkışmasına sebep olan bir eser olarak kalacaksın tüm ömrüm boyunca...