Perde ve Mânâ 'nın tahlilini yaparken bir hocamız söylemişti. Ondan sonra zaten kitabın ana mesajını anlamaya yakındım. Akıl bizlere Allah'ın verdiği büyük bir nimettir. Bunu doğru yönlere, hizmetlere, amaçlara kullanmamız gerektiğini üstüne basa basa vurguluyor. Örneğin mazlumların üstüne bomba yağdıran bir akıl ile yetimleri koruyup kollayan bir akıl asla bir değildir. Bizler kendimize akıllı demek için "akıllı" hareketler yapmak durumundayız.
Aklımızı hikmet ışığı ile aydınlatmalıyız ki daha sağlam bir ışık kaynağı elde edebilelim.
Velhâsılıkelâm bizler kendimize şu soruyu sormalıyız aklımız hikmetten ne kadar uzak ve benim hareketlerim ne derece akıllı?
Gerçekten bilgili kimse bilgisi ile kendine emniyet sağladığı gibi başkasına da bu emniyeti iletme imkânına sahiptir. Ancak bunun şartı var: Gerçek insandan bilgiyi almaya talip olan kimsenin sahte vasıflarından peşinen vazgeçmesi gerek. Bu yüzden gerçek bir yola giren kişiler bu yola girmeden önce sahte insanlar arasında kendini muteber kılmış bazı vasıfları varsa onları terkederler. Hikmeti bünyesine kabul edebilecek kadar boşalmış kişidir varlığına gerçeğin nüfuz etmesi mümkün olan.