“Ben insanları ruhumla severim” der Mevlana... “Akıl unutur, kalp kırılır.” Biliriz yüreğimizin derinliklerinde; her kış bahara
gebedir ve en karanlık an şafak sökmeden önceki andır.
Bazılarımız hem kuş hem kuşçu olacak. Kimi zaman göklerde uçarken kimi zaman kanatlarımız kırık dostlarımızın kapısını çalacağız ve kapımızı açacağız yaralı gelenlere...
Bir dostum bana; hayat “Alcatraz Kuşçusu” filmindeki “Kuş ve Kuşçu” olmak gibidir demiş ve sonra devam etmişti:
“Hayatımıza yaralı şekilde birçok kişi girip çıkar. Ya da öyle görünürler. Onları elimizden geldiğince tedavi ederiz, sonra
giderler. Sonra bir başkası gelir. Ruhumuzu veririz, sonra gider,sonra bir başkası daha… Onların yaratılışı gitmektir. Kuşçunun
yaratılışı ise; tedavi etmek.
Ha bu arada alışır o kuşa...
Sever, bağlanır. Ne kadar dayanılmaz bir acıdır bağlanılanın gitmesi....
Ama o hep gideceği günü beklemektedir aslında....
O uçmak için yaratılmıştır.
Diğeri yara sarmak için...