Nereye baksam gördüğüm sığlık
Bungunum ve suskun,
Boğazımda yıllanmış bir çığlık.
Sağır kulağa sözüm yok, köre ne göstereyim
Duymazlıktan, görmezlikten gelenler ;
Bir de size sormalı, ya ben nereye gideyim ?
Kendimi bildiğim günden beri
Bir gizli canavarım var benim,
Kimsenin bilmediği.
Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri,
Bir gün benimle birlikte
Yok olup gidecekler mi öyle ?
....
Ben kendime hep haksızlık yapmışımdır.
Susuyorum , sustukça yüreğim küfleniyor .
Konuşsam faydası yok;
Sözlerim dağılıp harfleniyor.
Ben hep sözcüklerle baktım dünyaya,
Yaralandım sözcüklerle ,
Alıştım sözcüklerin devriyesi olmaya.
Dönüş yok gereği düşünüldü;
Bile bile geldim ben bu yarın başına.
Geçtiğim yollar ardımsıra dürüldü.
Yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır.
Bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmememize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hâlâ anlayabiliyor olmamızdır.
Neden kedi seven
Bir insan
Olduğumu biliyorum da
Kedisiz ve sevgisiz
Getiriyorum
Yaşadığım günlerin
Yaprak döken sonunu ?
Cevapsız sorunun
Boynu büküktür;
Hemen anlar
Yetim olduğunu.
Ben neden hala
Duyuyorum avucumda
Bir çocuk elinin
Sızlayan boşluğunu ?
Bir kaçıştır bu ;
Çünkü en az ölüm
Kadar korkar insan
Yaşamaktan .
Karıştırır puslu düşü
Katı gerçeğe.
Düşü biraz gerçek,
Gerçeği de düş yapar,
İnanır bilinmeyene
Bilinen kadar.