Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır “zaman”dır. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. “Ve yaşamın yeri yürektir.”
Ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor. “O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde upuzun bir şekilde seni bekliyor.” Susup biraz düşündükten sonra “İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeli. İşte o zaman hayat zevkli olur. “
Momo herkesi, her şeyi “dinlerdi”. Böcekleri,otları,yağmuru hatta ağaçlar arasında dolaşan rüzgarı bile. Her biri ona kendi dilince bir şeyler anlatırdı.