Eski bir pikapta Theodorakis çalıyor
Bir gemi açılıyor Pire limanından
Çarpa çarpa dalgalarına
Dostluğun ve sevginin
Eski bir pikapta kardeşlik çalıyor
İç çekmeler ve bağırışlarla
Titriyor teller
Pencereme dolanma ay ışığı
Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu
Onunla ağlaşmayı, sessizce
Özlerim bir çiçeği öperken
Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyi
Pencereme dolanma ay ışığı
Yorgunum
Pencereme dolanma bu gece..
Susmak gövdelerimizin ayini olmuştu. Rüzgar senin ağzından esiyordu, ay ışığı benim gözlerimden. Sen bir okul kalabalığını yatıştırıyordun, ben uzun sürmüş odaların ruhsuz tenhalığını siliyordum seninle ve denizle. İkimizinde gövdesinde yoksunluğun o kekre tutukluğu ; yüreğimizde bilmediğimiz insanların yaşama acısı ; kendimizi sevmekle sevgimizden utanmak arasında bocalayıp duruyorduk.
Dün akşam aldım seni yanıma;gücenikliğini aldım,vazgeçişini ; ilk karşılaştığımız günki sesini ; benim dönüp dönüp gidişlerimi, senin gittikçe bir kuyuya benzeyen suskunluğunu.. Yolların kentten koptuğu bir uzaklığa varıp durdum. Sonra bir ağacın yalnızlığına oturdum. Üşüyen yerlerini aldım kirpiklerimin arasına,sana dünyayı gösterdim uzaktan. Güneş’in büyüsünü, taşların sesini,nasıl yer değiştirdiğini dağların.Onca çokluğuna karşı yıldızların yalnızlığından söz ettim.
Ey, bir çocuğun en içten gülüşünde kalan güneş
Kitapların içinde sessizce göveren
Ve bir işçiye ellerinin anlamını öğreten aydınlık
Kalbimi sana uyarlıyorum.
Akla beni !