Selamlar, nasılsınız?
Bugün sizlere benim aşırı sevdiğim tür olan askeri kurgu ile geldim. Ama bir farkla; bu, daha önce okuduğumuz gibi bir askeri kurgu değil. Burada bizi dört kişilik Kurtlar Timi karşılıyor. Kimler mi bu tim? Hele ki bu timde bir bey var ki, şiir yazıyor… off off
Aybars, Gültekin, Yaman ve Ayperi.
Devletin İstihbarat Teşkilatı tarafından seçilen, özel olarak eğitilen askerler. Onları kimse bilmez, duymaz.
Yazarımız, her birinin hayatlarını ele almış. En çok etkilendiğim Yaman ve Aybars oldu . Ayperi ise annesiyle birlikte çok zorluklar yaşamış. Bu dörtlü, bir kurtarma görevi için çöle, Libya’ya gitmek üzere hazırlanmaya başlar. Bu esnada Aybars bir anda biriyle çarpışır. O çarpışma sırasında onun için çok değerli olan bir şeyi düşürür ama fark etmez.
Peki çarpıştığı kim mi?
Sıla Akçiçek,
Babası, ülkenin savunma sanayisi için gizli bir proje üzerinde çalışırken öldürülür. Sıla, babasından kalan projeyi arkadaşları Umut, Aycan ve Mete ile birlikte devam ettirmek için üzerinde çalışmaya devam eder. Ama bu esnada rakip ajanlar ve örgütler bu projeye karşıdır. Devlet, projenin gizli yürütülmesine ve bu ekibin korunmasına karar verir. Onları koruma görevi ise Kurtlar Timine verilir.
Her iki ekibi de çok zorlu günler beklemektedir. Bu sırada Ayperi, hayatının şokunu yaşayacağı bir telefon alır.
Eeee, aşk nerede dediniz değil mi? Olmaz mı hiç?
Sıla ve Aybars arasında yeni yeni filizlenen duygular oluşuyor. Sanırım ikinci kitapta bu ilişkiyi daha detaylı okuyacağız diye düşünüyorum.
Kitabın sonunda öyle olaylar sizi bekliyor ki, “Yapma ya, eee ne olacak şimdi?” derken bitirdim. Yazarımız öyle bir noktada bırakmış ki… Umarım devamını çok beklemeyiz yaa
@cagataayduz
@verakitapyayinlari
@kurtlaringolgesindeofficial