Halbuki ruhumda öyle çok şey var ki, ne çok öz güç ne çok öfke ve aşk okyanusları var; şu zayıf mı zayıf, dermansız, bıkkın, bitkin yüreğimde, birbiriyle çatışan, kırılıp ufalanan!
Ah! Çok daha geniş ve çok daha derin bir uçurum açıldı sonradan önümde. Üstelik bu uçurumda fırtınadan eser yoktu: Fırtına olsaydı, içi dolu olurdu (oysa o bomboştu) !
Ah! Ne de uzun süren bir düşünme haliymiş bu; yedi başlı ejderha gibi bütün suratlarıyla yedi bitirdi beni. Yas ve üzüntüyle yüklü bir düşüncelilik hali, tıpkı ağlayan bir soytarının, tefekküre dalmış bir filozofunki gibi...