Anlatmak için hiçbir lisanın var olmadığı o şeyleri sözcüklere nasıl dökebilirim, yüreğin duyumsadıklarını, ruhun, kendisinin bile varlığından habersiz olduğu gizemlerini; size nasıl açıklayabilirim, o akşam neler hissettiğimi, neler düşündüğümü, beni zevkten uçuran bütün o şeyleri?
Sağır ve kör bile olsaydım, onun varlığını hissedebilirdim, zira o böyle yanımdan geçerken artık benim içimde hoş düşüncelere ve coşkuya kapılmama yol açan, derin ve tatlı bir şeyler oluşmuştu.
Evet, ölüyorum, zira geçmişinin su gibi denize akıp gittiğini görmek, şimdiki zamanı bir kafesmiş gibi, geleceğiyse kefen gibi algılamanın nesine yaşamak denir ki?