Dışarıdan bakınca yüzümden gülümseme asla eksik olmuyordu ama içimde umutsuz bir mücadele veriyor, cambaz ipinin üzerinde yürüyor, ter içinde kalıyor, onları eğlendirirken bir felaketin an meselesi olduğunu biliyordum.
Düşündükçe daha az anlıyor, dehşet verici ve huzursuz edici " yalnızca benim bütünüyle herkesten farklı olduğum " fikrine daha çok kapılıyorum. İnsanlarla konuşabilmek benim için neredeyse imkansız. Ne diyeceğim veya nasıl söyleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok.
Seni arkadaşım, müdürüm, dedem, hatta kayınpederim - bunda biraz tereddütlüyüm gerçi - olarak tanımaktan mutluluk duyardım. Sadece bir baba olarak benim için çok güçlüydün.
O kadar çok noktadan birbirimize temas ediyoruz ki! Acıyı da zevki de kudretle duymak üzere yaratılmış seçkin insanların sınırlı sayısına dahil değil miyiz? Onların bütün duygu melekeleri derinlikli büyük heyecanları ortaya çıkararak adeta şahlanır. Asabi mizaçları da çevre ve doğadan sürekli bir etkileşim ahengi içindedir. Her şeyin bir düzensizlik içinde kaynaştığı bir noktaya koyun kendinizi. Ne kadar mutsuz olduğunuzu göreceksiniz. İstediği bir yere kendilerini koyunuz, müthiş surette muzdarip olurlar. Fakat bizim için üçüncü bir hal daha olabilir. Bu halin felaketleri aynı hastalığa uğramış bulunanlarca bilinir ve bunlar arasında kardeşçe anlayışlar vardır. Bizim ne sevinç ne de keder şeklinde bir duyguyu hissetmememiz de mümkün değildir. O zaman, kendi kendine çalıp konuşan bir erguvan içimizde boş yere şakımaya kalkar, bir hedefi olmadan ateşlenir, bir ahenk meydana getirmeden sesler çıkarır, sessizlik içinde kaybolup giden sesler yükseltir. Bu, insanlığın hiçliğine karşı isyan eden bir ruhun, bir çeşit müthiş itirazıdır. Bunlar harap edici oyunlardır ki kudretimizin devamı sırasında meçhul bir yaradan kanın akışı gibi gıdasız bir halde tamamen akıp gider. Hassasiyet sel halinde akar, bundan günah çıkaran papazın anlamayacağı müthiş zaaflar, tarifi imkansız hüzünler ortaya çıkar. Ortak acılarımızı anlatmış olmadım mı?
Beni yerle bir eden şey, senin kılına bile dokunmaz; sana masum görünen şey, bende suçluluk uyandırır ya da tam tersi, seni hiç ilgilendirmeyen bir şey benim üstüme son toprağı atabilir.