Meydan okur gibi görmeden bakan çelik mavisi gözlerinden arada bir, nerede bulunduklarını, buraya nasıl geldiklerini araştıran kıstırılmış hayvan ürkekliği geçiyordu. Gülüşleri biraz yorgun, biraz kinliydi. İlacı bulunamamış öldürücü hastalığa tutulan insanların umutsuz gülümsemelerine benziyordu.
Dünyada insanoğlu ne kadar rahatlayabilirdi... Çünkü aslında kendimizi acılara gene kendimiz sürüyoruz. Akıl her zaman doğru çalışmıyor, çeşitli hırslar, isteklerde yanılmaları kolaylaştırıyor. En kötüsü kendi kendimizle çoğu zaman çelişmeli yaşadığımız halde başka bir insanla birlik kurmaya, duygularımızı birbiriyle hiç ayrıntısız eşleştirmeye çabalıyoruz.
Bilmem başınıza hiç geldi mi? Yaşamaktan usanıverdim bir gün apansız... Neden mi? Uygun bir sırada nedenlerden birkaçını söylerim. Saçma bulacaksınız. Evet, saçmadır. Ama bilirsiniz, bazı dönemlerde insana en saçma şey en ciddi olaylardan daha dramatik gelir. Kendimi öldürmeyi düşündüm bütün ciddiliğiyle... Şakası yok, elde tabanca ölümün yanına gittim geldim iki defa...