Bak, yine yüzüme artık yaşamaktan vazgeçmiş bir adam gibi bakıyorsun; biraz kendini silk, biraz damarlarındaki kanının cevelanını duy, gerçekten hayattan vazgeçecek kadar ümitsiz, hülyasız mısın? Artık bu toprak parçasının üzerinde görülecek işin kalmamış olduğuna cidden inanıyor musun?..
İki elleriyle başını tuttu; orada bir hasır iskemlenin üstüne oturdu artık hiçbir şey dinlemeye kuvvet bulamayarak şurada mahvolup bütün bu keşmekeş hayattan kurtulmak ihtiyacını duyarak derin bir bezginlik içinde ağlamak istedi.